Saturday, October 28, 2006

Cumhuriyet bayramı...


Demokrasi ilkesinin en yeni ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir. Hepimizin bayramı kutlu vede mutlu olsun...

Wednesday, September 27, 2006

Selamsss....

Uzun bir aradan sonra tekrardan merhabaaaa...:))) Malum kış geldi koşuşturmacaları da beraberinde getirdi... O yüzden hemen her gün bloğuma yeni yeni seyler eklemek istesemde vakit bulupta bir şeyler ekleyemiyorum. Ama bugünden itibaren fırsat buldukça 2- 3 günde bir bloğuma yeni yeni yazılar ekleyeceğim. Bunun yanı sıra dün akşam itibariyle oluşturmaya başladığım masal diyari isimli bloğumada bilindik/ bilinmedik masalları eklemeye baslayacağım. Bazı günlerde kah bildiğiniz bir masal karsınıza çıkar bazı günlerde ise hiç bilmediğiniz tamamen benim yarattığım bir masalla tanışabilirsiniz. Bloğumun adından da yola çıkarsanız eğer burası tamamen masallardan ve masalın hayal dünyasına kattığı yeniliklerden ibaret bir yer olacak. İçindeki çocuğu öldürmeyen herkesi www.masaldiyari.blogspot.com adresine beklerim...

Sunday, August 27, 2006

Ayilenizin nakliyecisi...

Canım Türkiyemin her köşesinde bu tarz yazılarla karşılaşmaktan daha kolay birşey yoktur herhalde. Yürürken, yolculuk yaparken veya köşe başındaki bakkal amcanın dükkanının camında bu tarzda abudik gubidik, insanı dumura uğratacak kıvamda yazılarla karşılaşmanız çok doğal. Yok yani denk gelirseniz şaşırmayın diye söylüyorum:))) Bu yukarıda gördüğünüz fotoğrafta biricik sefkülümle yolculuk yaparken çektiğimiz günün dumurlarından birisi işte. Bu arada fotoğrafı çektik diyorum ama benim fotoğraf makinasını çantadan çıkartmaktan başka bir katkım bulunmamaktadır:)))) Bunu da parantez içinde belirtmek istedim. Neyse sonuç itibariyle kendinize aile, pardon ayilenize uygun bir nakliyeci arıyorsanız buyrunuz teli yukarıda:)))))))))

Kredi Kartı Başvuru Cevapları...

- Bir kredi kartı başvurum vardı, kabul oldu mu acaba?...
- Ne yazık ki 250 ye 300 oyla reddedildi...

- Arkadaşlara kredi kartı geldi bana gelmedi?...
- Bundan sonra arkadaşlarınızı daha dikkatli seçin....

- Yani beyefendi on kere form doldurdum kredi kartı için...yine red, Allah aşkına bu kartı alabilmek için ben naapayım siz söyleyin?
- Gidin Masterbaba türbesinde dua edin....

- Kartımın limiti neden bu kadar düşük?
- Uluslararası para piyasası dengelerini bozmak istemedik....

- Yarın gidip bankadaki tüm paramı çekiyorum...
- Bunu yaparsanız tarih sizi affetmeyecektir...

- Bankamatik kartımı yuttu, naapıcam?...
- Sakin olun ve elinizi yavaşça kart yuvasından çıkartın......

- Ya kart matikte kaldı ve buralarda bir şube yok. Acaba bir ekip gönderebilirsiniz?...
- Derhal... Yalnız ekip gelinceye kadar siz suni teneffüse devam edin...

- Az önce bir fax çektim ulaştı mı acaba?..
- Normal miydi, Yıldırım mı?

- Genel Müdürlüğünüzün telefonunu alabilir miyim?
- Veriyim ama, kontür milletlerarası yazıyor...

- Ekstrem bana ulaşmıyor ve sürekli faiz ödüyorum!...
- Nereden geliyor bu değirmenin suyu...

- Dün kartımı kaybetmiştim şimdi buldum. Bakar mısınız harcama olmuş mu?
- Sayenizde ekonomi %1,2 büyümüş...

- Yauv kardeşim 10 dakkadır müzik dinletiyorsunuz adama...!
- Güzel sanatların hangi dalına tahammül edebilirsiniz ki?

- Orada sizin üstünüz yok mu?
- Hayır yarı çıplağız...

- Bana müdürünüzü bağlayın onunla görüşmek istiyorum!..
- İtalyanca biliyor musunuz?

- Ben şifremi tuşladım böyle bir kart yoktur dedi robot..(sesli yanıt sistemi)
- Sizi korkutmak için söylemişler efenim, var kartınız...

- Maaşım yatmış mı, bakar mısınız?
- Maaş göremiyorum ama bir servet bu gün itibariyle hesabınıza yatmış...

- Siz bana kuryenin adresini verseniz ben gidip alsam olmaz mı?
- Bunu duymamış olayım...

- Sizin yeriniz nerde?
- Her zaman yanınızda

- Yav beyefendi ben kartımla 300 milyon nakit avans çektim bunun faizi günlük mü işliyor?
- Acısını her an hissedeceksiniz...

- Borcumu iki ay ödemezsem kartım takibe girer mi?
- Fazla uzağa kaçamaz....

- Ya bir kartı teslim edemediniz 10. arayışım bu sizi....
- Haklısınız, çok yıprandık ikimiz de bir süre görüşmesek....

- Kısa vadede hangi enstrümana yatırım yapmayı tavsiye edersiniz?
- Parayı veren düdüğü çalar.

- İnanmıyorum 10 milyon için 7 milyon faiz gelmiş...Allah hepinizin cezasını versin!...
- Bunun için fax çekmeniz gerekiyor...

- Provizyon alamıyoruz, Bankanızı arayınız diyor.
- İşiniz düşmese hiç arayıp soracağınız yok vallahi

KANSERLİ HASTALARIN HAKLARI...

1. Erken teşhis ve tedavi imkanları: Sağlığı iyileştirmek, beklenen yaşam süresini uzatmak, kaynakların israfından kaçınmak, hastaların ıstırap ve güvensizlik duygularının en aza indirmek için erken tanı ve tedavi imkanları geliştirilmelidir.Tüm kanserli hastalar; yaş, cinsiyet ve sosyal konumlarına bakılmaksızın yaşadıkları yerde en iyi düzeyde erken teşhis ve tedavi imkanlarına sahip olmalıdır.
2. Bakım kalitesi: Bakım kalitesi, hasta ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapsamlı bir yaklaşımın sonucu olmalıdır. Bakım kalitesi, hasta ve ailelerinin yaşam kalitelerini iyileştirmeli, kaynakların daha etkin kullanımını sağlanmalıdır.
3. Hastalarla sağlık çalışanları arasındaki ilişkiler: İlişkiler, karşılıklı saygı ve güven içinde geliştirilmelidir. İlişkiler görev ve sorumluluklarla bağlantılı haklar temelinde tanımlanmalıdır.
4. Hastanın bilgilendirilmesi: Hastalar ve ailelerinin; hastalığı en iyi şekilde anlaması ve başa çıkabilmesi, üzüntü ve streslerinin azaltılması için bilgiye ulaşımları desteklenmelidir. Bilgi sağlık çalışanlarından alınabileceği gibi, internet, dergi, televizyon vb. dış kaynaklardan ve kanser derneklerinden alınabilir.
5. Hastalar ve yakınlarına psikolojik destek sağlanması: Hastalar ve yakınlarının; tanı, tedavi ve tedavi sonrası süreçlere uyumları için duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasında psikolojik desteğin sağlanması esastır. Duygusal destek de önemlidir.
6. Sosyal ve maddi destek: Hastaya ve ailesine, kanserin doğrudan ya da dolaylı olarak getireceği ek yükleri önleyecek şekilde sosyal ve maddi destek sağlanması olanakları geliştirilmelidir. Bakım sunanların ihtiyaçları da önemlidir.
7. Rehabilitasyon: Hastalara tedavi sırasında ve sonrasında rehabilitasyon hizmeti sunulmalıdır. Bu, daha iyi bir yaşam kalitesi, duygusal iyilik hali ve sağlığın yeniden kazanılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon, kapsamlı (fiziksel, sosyal, mesleksel, psikolojik ve ruhsal rehabilitasyon) ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
8. Palyatif (rahatlatıcı) Tedavi: Yaşamın son günlerinde sorunların en aza indirilmesi, hastaya ve ailesine desteğin iyileştirilmesi için palyatif tedavi ve bakımın sağlanması ve ulaşılabilirliği geliştirilmelidir.
9. Hasta savunuculuğu: Hasta savunucuğu, hastaların sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarıyla ortaklığını ve aktif katılımcılıklarını güçlendirmelidir. Bu, olabilecek en iyi tedavi ve sonucun alınmasına yardım edecektir. Hasta savunuculuğu aynı zamanda, hizmetlerin planlanması ve geliştirilmesinde hastaların rolünü de dikkate almalıdır.
Not: Avrupa Kanser Ligi (European Cancer Leagues) Hasta ve Sağlık Çalışanlarının Hak ve Sorumlulukları Ağı tarafından hazırlanan ve 16 Ekim 2004 tarihinde Atina'da kabul edilen bu metin Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezince dilimize çevrilmiştir.www.toplumsagligi.com adresinden detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Dr. Nazmi Zengin



Sekiz Güzel Hediye....


*DİNLEME...*
Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden... Can kulağıyla dinleyin.

*SEVGİ...*
Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir...

*KAHKAHA...*
Fikra anlatın, neşeli hikayeleri paylaşın. Bu armağanınız "Seninle birlikte gülmeyi seviyorum" anlamına gelir.

*YAZILI BİR NOT...*
Basit bir "Yardımın için teşekkürler" notu, ya da belki bir şiir... Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.

*İLTİFAT...*
Basit, içtenlikle söylenen bir söz ("Bu renk sana ne çok yakışmış", "Harika bir iş çıkardın", "Yemek nefis olmuş" gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır.

*İYİLİK...*
Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.

*YALNIZLIK...*
Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır. Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.

*NEŞELİ BİR YAPI...*
Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur. Selam vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?



Friday, August 25, 2006

Gökyüzündeki şöleni kaçırmayın:)))))))))))

Mars gezegeni Ağustos'tan itibaren gökyüzünde parlak bir cisim olacak. Mars çıplak gözle dolunay kadar büyük görünecek. 27 Ağustosta yani yarın Mars, Dünya'ya 34.65 milyon mil yaklaştığında en büyük göründüğü gün olacak. 27 Ağustos gecesi 00.30 da gökyüzünü izleyin. Dünyanın iki ayı varmış gibi görünecek...:)))))))) Ben bu şöleni kesinlikle kaçırmam sizede özellikle tavsiye ederim:)))

Thursday, August 24, 2006

Bıcırkızzzz tatil modunda...

Heyyooooo Heyoooooo

Gordugun gibi bıcırkın olaraktan tatil modunu almıs bulunmaktayım... Bır sureligine belki her gun yeni yazı ekleyemem ama elimden geldigince bilgisayarın basına gecip sizlere yeni yeni seyler yazarım diye dusunuyorum... Kendinize iyiiiiii bakınnnnnn yoklugummda benide unutayım demeyin:))))

Sunday, August 20, 2006

11 Enerji Düşmanı...

İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı ne diye sormuş olsalardı bana birkaçından öteye gidemezdim herhalde. Yani böyle şaka gibi 11 maddenin 11'ined sayamaz, sayamadığım gibide kesin atmasyon olayına girerdim. Bilmiyorsan ya üçkağıtçılık yapıp sallayacaksın yada konuyu kaynatacaksın diye bos yere dememisler:))) Kim söylediyse ağzına sağlık valla tam benlik bir söz olmus:)))))

Geçtiğimiz günlerde Seninle dergisi bu konuyu yeni sayısına taşıyarak, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit etmişler. işte Seninle dergisinin yeni sayfasına taşıdığı bu konuyla ilgili başlıca detaylar...

1. Derin uykuda bizi rahatsız edenler... Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.
2. Kahve ve çay...6 fincandan sonrası zarar! Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.
3. Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar. Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olan aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.
4. Su eksilirse dikkatiniz de dağılır. Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.
5. Cep telefonu hipnozdan beter 20 dakikadar uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.
6. Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi... Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın.
7. Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz. Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz çölyak hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerekir.
8. Kola bünyeyi aside boğar... Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.
9. Gürültü de yorar... Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.
10. Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur... Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.
11. Küften uzak durmalı...Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.
BİR ÖNERİ: Zencefil ve karanfilli bir kek vücudunuzdaki mutluluk hormonlarının üretimini artırır, sizi canlandırır. Çayıda tercih sebebi olabilir tabii ki...Muskat da "myristicin" adı verilenbir madde içerir ki, bu madde doping ile çok büyük benzerlik taşır.

Saturday, August 19, 2006

Demlikte duran çayınız varsa aman atmayın, bakın ne işlere yarıyor:)))))

- Saçınız mat mı?
Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışıldıyor .
- Ayağınız mı kokuyor?
Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
- Boğaz ağrılarında posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında ­gargara olarak kullanılır.
- Cildiniz çok mu yağlı?
Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün.
- Derinizdeki yaraların temizlenmesi...
Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
- Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. İşte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
- Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.
- Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?
Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
- Buzdolabınız koku mu yapıyor? Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.
Not: Bu yazı bir arkadasım tarafından mailime gönderilmisti. Gönderilen yazıda böyle yazıyordu ama bu denilenlerin doğuluk payı nedir ne değildir bilmiyorum acıkcası...Benden söylemesi:)))

Tanrıların sofralarından, Sezar'ın mutfağından masalarınıza: Üzüm...

Dünyanın en sevilen içeceklerinden birine hayat veren meyve ne desem hepiniz eminim ki hep bir ağızdan üzüm cevabını verirsiniz. Ehh o halde üzüm diyenleri simdiden tebrik etmekte fayda var değil mi ama... Simdi eminim ki bir çoğunuz nerden çıktı üzümle ilgili yazı hazırlamak diyorsunuzdur. Valla Amerika'da yasayan bir arkadasım meyve-sebze isiyle ilgileniyor. Banada çok güzel meyve resimleri göndermis. Açıkçası üzüme özelliklede siyah üzüme bayılırım. Gelen resimlerin arasında da siyah üzümle ilgili bir fotoğraf olunca bende dedim ki bu konuya yer ver Erva... Kısaca olayın aslı astarı budur yani anlayacağınız...

Yazının en başında da belirttiğim gibi dünyanın en sevilen içeceklerinden birine hayat veren üzüm, üçbinden fazla renk (evet evet yanlıs duymadınız) ve tadıyla taze yiyebileceğimiz en yaygın meyve olma özelliğini taşıyor. Kurusundan bile faydalandığımız, sirke ve pekmez ürettiğimiz üzüm, eskiden efsanelerin meyvesi ve tanrıların güç kaynağı olarak kabul edilirmiş. Şekeri ve mineralleri bol olan bir meyve için bu da doğaldır herhalde. C vitaminlerinden yoksun olmasına karşın, A ve B vitaminleri yönünden zengin olan üzümde ayrıca bol miktarda da potasyum ve demir bulunuyor.

Gelelim simdide en önemli noktaya... Yani üzümü satın alırken dikkat edilmesi gereken en önemli noktaya... Bu elbetteki doğal yetistirilmis üzümleri tercih etme yönünde olmalıdır. Tadı, tıknaz, sert ve parlak renkliler en güzel olanlarıdır. Yesil üzüm alıyorsanız hafif sarımsı, kırmızımsı; siyah üzüm alıyorsanız ise koyu renkli olmasına dikkat edin. Üzüm, biraz pudramsı bir görünüşle kendini belli eden bir parlaklıkta olmalıdır. Kurumuş kahverengi saplar, üzümün bayat olduğuna işaret eder. Üzüm, mutlaka soğuk saklanmalıdır. Çünkü oda sıcaklığı üzümün yumuşamasına neden olur.

eXTReMe Tracker